23 Mayıs 2026 Cumartesi

Sessizliğin İçinde Büyüyen Düşünceler

Sessizlik bazen düşündüğüm şey olmuyor. Siz de oluyor mu? Dışarıdan bakınca sakinlik gibi görünüyor ama içinde bambaşka bir şey oluyor. Özellikle yalnız kaldığım zamanlarda bunu daha net fark ediyorum. Ortada ses yokken aklının daha çok konuşmaya başlaması tuhaf bir durum. Fark ettim ki ben gün içinde her şeye yetişirken kendi içimdekini duymuyorum. Ama bulunduğum ortam sessizleşince bastırılmış ne varsa yavaşca yüzeye çıkıyor. Her ne kadar küçük olarak başlasalarda zamanla büyüyor. Ne güzel demiş Maya ''Yok bana bu cihanda bir yer'' diye. Bir olay, bir cümle, bir his. Hepsinin birbirine karıştığı anlar yaşıyorum. Sanki aklım ve içimdekiler içinde yarım kalmış ve konuşmalar sessizmiş gibi oluyor. Belkide sessizlik onları tamamlamaya çalışıyor. Belki de en tuhafı bu anlarda aslında bir şey de olmuyordur. Daha önce görmezden geldiğim şeyleri görmeye başlamak kötü bir his. Depresiflik modumu açtım sanırım. 

Az gezdim çok büyüdüm bir süre bitti bununla yaşamayı öğrendim. Sessizlikten kaçmak yerine onu içimde tutup beraber kalmayı öğrendim o hislerle. Ne kadar kaçarsan kaç o düşünceler hisler bir şekilde geri geliyordu zaten. O hisleri susturmakta istemedim, anlayamadım kendimi. Belki de kabullenmekti her şeyi. Hiç bir şey yapmadan sadece dinlemeyi de öğrendim. Mesela arkadaşlarım sürekli dertlerini anlatırlar ama ben dinliyor gibi yaparım. Çünkü içimdeki sessizlik bana yetiyor da artıyor bile. Şimdi ben haftasonumun keyfini evimde rahat rahat yaşamak için kolları sıvadım. Giysileri makineye atacağım, evimi bir güzel temizleyeceğim. Ama öncesinde biten kahvemi tekrar hazırlayacağım. Haftasonumuz her zaman güzel olsun. 

2 Mayıs 2026 Cumartesi

Al Sana Güzel Hayat

Dün yazdığım o keyifli ve hafif yazının ardından, uzun zamandır görmezden geldiğim ütülenecek çamaşır yığını bu sabah resmen gözümde patladı. Bir köşede sessizce duran şey sabah bir anda ortalığa saçılıp bana gecikmiş bir hatırlatma yaptı. Bunu yapmasına gerek yoktu. Demek ki işler birikmişken keyif yapmak bir şekilde geri dönüp insanı yakalıyor. En çok sinirimi bozan şey ise  21. yüzyıldayız ama hala ütü konusunda en ufak bir ilerleme yok. Her şey kolaylaşmış, hızlanmış, pratikleşmiş ama konu kırışık düzeltmeye gelince hala yıllar öncesinin yöntemiyle devam ediyoruz. Ben ara sıra öyle devam ediyorum. Isıtılmış bir demiri kumaşın üzerinde gezdirip saatler harcamak aslında benim yapacağım iş değil. Gerçekten düşündükçe anlamsız geliyor. En yorucu tarafı da bu işin zorunlu olması. İstemesen de yapmak zorundasın ve bu da işi iyice çekilmez hale getiriyor. Bir insanın vaktini sadece kırışıklık düzeltmeye harcaması bana hep büyük bir zaman kaybı gibi gelmiştir. Ve sanırım bu konuda yalnız da değilim. Herkes böyle yapıyor olabilir. Ama evdeki bu işler birikinci bir de çalıştığını koy üzerine tamamen yığın! Neyseki bugün cumartesi. Bugün tüm ev işlerini bitirip yarına huzurlu şekilde evimde dinlenmek istiyorum. Eve robot mu alsam bilemedim.

Sessizliğin İçinde Büyüyen Düşünceler

Sessizlik bazen düşündüğüm şey olmuyor. Siz de oluyor mu? Dışarıdan bakınca sakinlik gibi görünüyor ama içinde bambaşka bir şey oluyor. Özel...